Büyükannelerin Sözleri

  

 2006 yılı. Görevli olduğum Amerika Birleşik Devletlerindeki üniversitenin Annenberg Konser Salonunda Dianne Reeves konserindeyim. Reeves, ilk şarkısının ardından “büyükannem” diyerek söz aldı ve sonrasında “Better Days-Daha İyi Günler” şarkısını söylemeye başladı. Gözlerini kurulayan tek dinleyicisi ben değildim o gece. Peki neydi bu şarkının duygularımıza hitap etmesine sebep olan?
Babası iki yaşında ölen sanatçı büyükannesi ile arasındaki ilişkiyi yani çocukluk hikâyesini adeta resmedercesine bizlere sunuyor “Daha İyi Günler” şarkısında. Yeryüzündeki her sağlıklı çocuk gibi sorular soran Reeves, büyükannesinin tavrını şöyle anlatıyor ; “Yaklaşık üç ya da dört yaşlarında bir çocuktum. Bütün gün sorular sorardım. Ama ne zaman olursa olsun beni asla, asla, geri çevirmezdi. Aşk nedir? Neden bu kadar fakiriz?...”. Büyükannesinin ömür boyu unutmayacağı nasihatini sahnede bizlerle paylaştığı gibi şarkısında da paylaşıyor sanatçı. “Bir gün anlayacaksın tüm sorduklarını ama sabırlı bir şekilde yaşamak zorundasın. Vakit tamamlanmadan gündüz gelmeyecek. Geceyi geçirmeden daha iyi günler göremezsin. Sabırlı ol bebeğim, sabırlı ol!”. Büyükannesi vefat etmiş ancak sanatçıya ve sanatçı vasıtasıyla birçok insana verdiği nasihatler halen canlı; “Yoluma her gece girdiğinde büyükannemin dediğini hatırlarım. Sabırlı ol, sabırlı ol”.

    Büyükanne ve büyükbabalar ile torunların kurduğu özel ilişkinin ne kadar evrensel ve ne kadar eğitici bir süreç olduğunu haykırıyor bu şarkının hikayesi. Evlatlarından daha fazla gün görmüş ve geçirmiş yaşça büyük bu insanlar adeta ceviz içi, badem içi olan torunları ile bilge bir ilişki kuruyorlar. Daha sabırlı, daha deneyimli, daha sevecen...Yeri geliyor çocukların ebeveynlerinin veremeyeceği nasihatler veriyorlar ve ömürleri boyunca kulaklara küpe oluyor söylenenler. Yeri geliyor kimselerden öğrenemeyeceğiniz bir yemeğin tarifini veriyorlar. Yeri geliyor hiçbir yerde duyamayacağınız bir tekerleme öğretiyorlar. Yılların süzgecinden geçen bilgi, beceri sizin yapamayacağınız şekilde büyükanne ve büyükbabalardan torunlara akıyor… Kendi ailemiz ya da eşimizin ailesi ile çocuk yetiştirme, hayatı yaşama ve daha birçok konuda fikir ayrılıklarımız olabilir ama bu ayrılıklar çocukların temel haklarına zarar veren boyutta değilse zenginliktir. Dahası büyükanneler ve büyükbabalar çocukların hayatındaki en büyük zenginliktir! Belki beğenmediğiniz, hor gördüğünüz, yeterli diplomalara sahip olmadığını, çok konuştuğunu ve kendileri hakkında daha nicesini düşündüğünüz bir büyükanne, bir büyükbaba nice kişilerden daha faydalı bilgileri çocuğunuza aktarabilir. Ve en önemlisi de şefkat dolu sevgisini!.. Ne olur çocuklarımızı dedelerden ve ninelerden, bu sevgiden mahrum etmeyin. Bayramlarda dahi otellere kaçıvermeyin. Bırakın yılların tecrübesi yüzlerinden, ellerinden okunan dedelerle, ninelerle vakit geçirsinler geleceğin büyükleri. Dianne’ın hatırladığı gibi hatırlasınlar onlar da büyüklerini;
“Beni dizlerinin üstüne oturturdu
Saçlarımı tarardı
Bana hikayeler anlatırdı
Büyükannem beni her yere götürdü”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Pazarcı Çocuk

Ö-T-E-K-İ

ATATÜRK Çocukları: İspat Edildi!