Kayıtlar

Ağustos, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pazarcı Çocuk

Resim
Çocukların, dilen(diril)mesi ve işçi olarak kullanılması ile çocuğun çıraklık eğitimini, birey olma yolunda yetişkin dünyasına hazırlanmasını iyice karıştırdığımız ve de istismar ve ihmalini önlemek dururken kuru bir vicdana kapılıp olması gerekene de set olduğumuz bir dönemdeyiz. İfrat ve tefrit arasında dengeyi çoktan bozmuş vaziyette... Çocukların, tatillerde "zorla" gönderildikleri ve sıkıldıkları için sabote ettikleri, bundan dolayı da verim alınmayan yaz okulları, tatil etkinliklerine yollamayı ikinci plana atarak; başkalarını kullanmayan, sorumluluk sahibi olan, işi gerektiği gibi yapmaya çalışan kişiler olmaları adına, çalışma azmi taşısın veya taşımasın, ama özellikle de bu azmi içinde yaşayanları mutlak suretle, "iş yapabilme becerisi" kazandıran, "altın bilezik" elde etmelerine vesile alanlara yönlendirmek tekrar zorundayız. Onların iyiliği ve geleceği için değil sadece ülkenin de geleceği için...

Sesimi Duyan Var Mı?

Resim
   Siz hiç adam öldüren bina gördünüz mü? Biz görmedik. Veya bir doğa olayının, temel kastının ve mahiyetinin “insanların canını almak” olduğunu duyan oldu mu? Biz de duymadık.      Yaptıklarımız veya yapmadıklarımız sebebine ise, nice canlar ile bedeller ödenmekte. 17 Ağustos’ta vefat edenler hatırasına, ona buna bakmak, başkalarının hatalarına kızmak, binalara ve doğa olaylarına kahretmek yerine, her birimiz biraz daha “ne yapmalıyım” diye öğrenmek için çaba sarf etsek, onların da ruhlarına huzur verebilir belki. Bu aslında çok da zor değil öyle değil mi? 

Selamsız Millet

Resim
Şarkılarda, "selam vermeden gelip geçersin" diyerek sevilenlerin selam vermemesine sitem edilirdi; "selam almayana yiğit denir mi?" diye sorularak da selam alma erdemi adına da bir hatırlatmada bulunulurdu. Şimdi "bir günaydın" ne anlamlara kadir; "bir günaydın"ı almak ne anlamlara gebe!.. Selamsız millet, birbirini sevebilir mi? Sevebilirse, o sevgi bizi gerçeğe eriştirir mi?

"Buruk Şeyler"e de bi'bakmaya Değer

Resim
     Rahmetli Cengiz Aytmatov’un eserinden uyarlama o meşhur filmin, meşhur repliği “Sevgi neydi? Sevgi emekti.” sözleri hala kulaklarda… Sevgi, emekti; sevgi bazen kendi istediklerinden vazgeçebilmekti. Hiçbir şeyden ferâgat edemediğimiz; ama farkında olmasak da “ne yardan, ne serden” dediğimiz yerde, koşulsuz sevgiden bahsedilebilir miydi? Ulusötesi bir aile, çocuklarını memleketinde bırakmak ZORUNDA kalıyorsa neler yaşar? Çok uzak, yaşantılarımız ötesi bir konu gibi gelmesin, bir başka ülke olmasın bizler…çocuklarımızı “bazı gerekli sebeplerle” bakıcıya veya en yakınımıza bile olsa, başka birine esasında kendi sorumluluğumuzu emanet ederken, bu cidden bir “zorunda" olmaklığımızdan mıydı? Yoksa o yerde annelik-babalık; anne-baba olmaklık değil de, bizim için başka bir şey mi daha önde yer almaktaydı? Anıt gibi duran “küçücük” ama “buruk”luğu büyük o “şey”lere bi’bakmak ve hatta ışık tutmak gerek.

Ö-T-E-K-İ

Resim
Hangi hakla, hangi "geçerli" (!) gerekçe, hangi masum kisveye bürünmüş veya Ulvi bir değer, yapı adına olursa olsun; karşımızdaki nasıl hatalar yaparsa yapsın "ama"sı, "lakin"i olmayan şey Zorbalık! Sadece ırkî veya bedeni farklar üzerinden değil her şiddet türünün de temas ettiği nokta aynı ve can yakıcı. İşte bu yüzden, çocuklarımızı bu tür kişi ve olaylara karşı savaşçı yetiştiremez isek, yarın yem haline gelmelerini kolaylaştırır; belki de ürkek halde, yapılanlara göz yuman insanlar olmalarına zemin hazırlarız. Bir yanda da savaşçı olacak diye vicdanı benimsetemez isek, yarın belki de bize çok inandırıcı kılıflarla, belki kendilerinin dahi fark etmediği ama aslında maddi-manevi şahsi çıkarları adına  insanları kullanan, onlara hayatı dar eden yani gelişimleri içgüdü seviyesinden öteye geçemeyen  varlıklar haline getirebiliriz. Bu biraz da bizim elimizde! Saldıranlar mı, korkaklar mı yoksa gerçek "SAVAŞÇI"lar mı? Çocuğunuz hangilerinden olsun...

Geç Kalmayan Bir Yaz Dansı

Resim