Pazartesi Günü Gelmeden
Yeni bir şeye başlamak ve bir işe koyulmak için Pazartesi gününü beklemeli mi?
İnsan ne zaman yorumcu, şarkı sözü yazarı, beste yapan kişi olmaktan çıkıp; sanatçı olur?
Bob Geldof, bir radyoda program konuğu olduğu bir gün (1979’un Ocak ayının 29’u) acil ve acı bir haber iletiliyor … 16 yaşındaki bir kız…
“Sabah vakitlerinde, öğrencilerin okula giriş saatlerinde, C… ilkokuluna karşısındaki evlerin birinden açılan ateş sonucunda, çocukları korumaya çalışan okul müdürü ve ebeveynlerden biri ölmüş; sekiz çocuk ve bir polis yaralanmıştır. Bir habercinin telefon bağlantısı kurmasıyla, okula ateş açan 16 yaşındaki B. “Pazartesi günlerini sevmiyorum!” ... diye beyan vermiş; babasına ilk sorulduğunda ise olayı anlayamadığını, kızı için “aslında okulda iyi (=başarılı) olduğunu “ söylemiştir. …”
Hem vefat edenler, hem okula açılan ateş, çocuklar ve çocukların yaşamış olacağı travma ile gencecik bir kızın böyle bir eylemi gerçekleştirmesine karşın babasının ve kendisinin söylediği sözler özellikle de “Pazartesileri sevmiyorum!” ifadesi… İlk okuduğu, olayın daha tazeliğini koruduğu ilk anda… hassas ve başkaları ile bütünleşebilen bir ruhtan çıkan ve taşan sözlerle, bir şarkı “I don’t like Mondays” Başkalarının derdi ile dertlenebildiğiniz, “o an”da bile olayı birçok taraflı görüp her yanına tesir edebildiğiniz zaman Sanatçı olunuyor galiba.
Şarkı hislerle öyle ayrılmaz olmuş ki, Sir Bob Geldof ile gerçek hikâyesine kadar yol alıyor detaylarını da öğreniyor buluyor insan ilk dinlemesinin ardından,yıllar yıllar boyunca da bıkmadan her dinlediğinde aynı hislerle, aynı acı ve yorumlanamaz hâl ile demlenerek. Hem Türkçe, hem yabancı kaynaklarda haber vb döküman mevcut konu ile alakalı. Oradan da görülebilir ki B. halen hapiste. Halen hapiste… Sonradan olan bazı olayların da öncü sebebi olduğu inancıyla bir de vicdan hapsinde.
16 yaşında biri… 1979 yılından 2019 yılına kadar geçmiş ve geçecek onca hapislik zamanları ve aslında baharı sönen bir ömür. Pazartesiler gelmeden, düşünmek için bize dehşetle, üzüntüyle sorduran ibretlik olay: “Biz çocuklarımıza ne yapıyoruz?” Yani onları nasıl bir yere, zemine itiyoruz bazen… veya ikinci soru “ne yapmıyoruz?” Bazen yanlarında olmadığımız, hallerini anlamadığımız, onları sadece maddeye boğduğumuz, kendi benliklerimiz için ailelerimizi dağıttığımız veya onların hatalarını –özellikle de başkalarına karşı yaptıklarını- görmezden gelip gerekli tepkilerle düzeltmediğimiz, şımarttığımız, her an/her olayda ana-baba-öğretmen kucağında saklayıp bizlere bağımlı kıldığımız… Biz bu çocuklara ne yapmıyoruz? Aslında “yapmıyor olduğumuz an” bile kötü bir anlamda “neler neler yapıyor” olduğumuz…. Akla “bu tür şeyler Amerika’da oluyor “, “bizim ülke olmaz” gibi bir şey geldiğinin farkındayım. İnsan nesli aynı ise, hisler, duygular güzel veya çirkin aynı ise sslında her ülke kendi kültür ve kendi yapısı içinde aynı şeyleri yaşıyor. Belki dışarı vurumlar değişiyor olsa bile; ha Amerika, ha Türkiye; orada gerçek bir silahla öldürülen kişiler, bizde de –belki daha da kötü- sözle, başka baskı ve yıldırma metotlarıyla hayatlarına cehennem yaşattığımız insanlar …
Bazı çocukların tek derdi sınav veya okulda kaybettiği silgi veya arkadaşınınki kadar güzel oyuncağı olmaması iken; bazılarının derdi o minicik cüssesinden o kadar da büyük ki, hatta bizim yanlış tutumlarımız veya kendimizce doğru sandıklarımız sebebiyle bazen bu yükler bizim yüzümüzden öylesine büyümekte ki!.. Bunu yetişkin dünyasına getirirsek bazılarımız çocuğumuzla dışarı çıkmaya üşendiğimizden çok hareketli diye dertlenirken, bazılarımız ise çocuğumuz, geri dönüşü zor olan, ağır bir hastalıkla boğuşuyor diye dertleniyoruz. Pazartesi gelmeden, çocukların ruhlarına doğru inmeye, derdi varsa dinlemeye, yaşadığı sıkıntılar gerçek sıkıntı mı ayırt edip onun yanında olduğumuz hissettirmeye, zorbalığa karşı sözel de olsa “ne var canım, ne olacak ki?” vurdumduymazlığını bırakarak, mağdur olanları biraz daha anlamaya çalışıp ikinci kez mağdur etmemeye ihtiyacımız var. Hem bedenen ve ruhen ölenler olmadan, hem de daha gencecik iken kendini anlayamayan ve yardımcı olamayanlar yüzünden hapse düşünler olmadan! Pazartesi günü olmadan!
Yorumlar
Yorum Gönder